Ülkemizde tüm vatandaşların kamu sağlık güvencesine kavuşturulması 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile getirilen Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile mümkün hale gelmiş ve Dünya’da örnek gösterilen ve alınan bir sosyal sağlık sigortası olarak temayüz etmiştir. Çalışan devlet memurlarının da sisteme girmesi ile 1.1.2012 tarihinden itibaren toplum üyelerinin […]
İletişim, bir kaynaktan alıcıya iletilen mesaj olarak tanımlanır. Finans kaynağından hedef alıcıya (bireye, topluma, sektör paydaşlarına) verilmek istenen mesajlar, muhataplarının davranış ve yaklaşımlarını yüksek düzeyde etkilemektedir. Çünkü birey, toplum ve sektör paydaşlarının davranışlarını etkilemede en güçlü mesajların finans kaynaklarından geldiğini görebiliyoruz. Bu makalede 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki Genel Sağlık Sigortası (GSS) hükümleri ile düzenlenmiş olan finansman sisteminin, doğumundan ölümüne bireye sağlık finansman güvencesi sağlarken, hedef kitlesine nasıl bir mesaj vermek istediğini ortaya koymaya çalıştık. Aynı şekilde sağlık hizmet sunucularına, sistemin yürütümünden sorumlu kamu idaresine ve politika yapıcılara finansman dili ile hangi mesajları iletmek istediği hususlarına da kısmen değinmeye çalıştık.
Yaşlılık, özelikle ekonomik açıdan eş zamanlı vergi ve prim gelirlerinin azalmasına, emekli aylıkların ödenmeye başlanması nedeniyle giderlerin artmasına, ayrıca bakım ihtiyacı nedeniyle de ek giderler oluşmasına yol açmakta, bunun sonucu da ülke ekonomisine önemli ölçüde olumsuz etki yapmaktadır. Kuşkusuz yaşlılığın birey, aile ve ülke düzeyinde birçok yönden etkisi bulunmaktadır. Ancak bu çalışmada yaşlılık sonucu ortaya çıkan bakım ihtiyacının finansmanının karşılanmasında sigorta modelinin yeri ve yöntemi ele alınacaktır.
Sosyal güvenlik, bir ülke halkının bugününü ve yarınını güvence altına almayı amaçlayan ve bu ikisi arasında sıkı bir birlik ve uyum kurmuş olan kurumlar bütünüdür. Başka bir ifadeyle sosyal güvenlik; bir mesleki, fizyolojik veya sosyo-ekonomik riskten ötürü geliri veya kazancı sürekli veya geçici olarak kesilmiş kimselerin geçinme veya yaşama ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemdir. Bu yazıda aile sigortası konusu işlenmiştir.
Genel Sağlık Sigortası’nın Türkiye’de sağlık hizmetlerinde adından söz ettirmesinin üzerinden tam 10 yıl geçti. Genel Sağlık Sigortası işlevi, vatandaş temelinde gelir düzeyine bakılmaksızın uygulanması ile iki platformda da yeni düzenlemeleri getirmişti. Hüseyin Çelik, Genel Sağlık Sigortası’na reformist bakış açışıyla 10. yılında ele alıyor…
Tüm dünyada sağlık harcamalarında meydana gelen kontrolsüz artış, ekonomileri giderek tehdit eder hale gelmeye başlamıştır.
Global krizin etkisiyle bu yansıma kendisini çok daha belirgin hale getirmiştir. Ülkemizde de son dönemde sağlık alanında yapılan iyileştirmeler sonucunda, diğer sektörlere oranla çok daha fazla bir harcama artışı dikkatten kaçmamaktadır.
Ülkemizde bütçe açıklarının kontrolsüz bir şekilde artması ve faiz dışı fazlanın negatife dönmesi nedeniyle, Hükümetin sağlık alanında giderleri kontrol etmek adına yaptığı çalışmalar “Global Bütçe” adıyla yerini bulmuştur.
1 Ekim 2008 tarihinde tümüyle yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) Kanunu, GSS’nin yaşama geçirilmesini sağlamakla birlikte, kimi sorunları da beraberinde getirmiştir. Yeni Yasa hükümlerine göre hazırlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’nin kimi hükümleri Yasaya aykırı bir şekilde uygulanmaktadır. Bundan önceki yazımızda katkı payı uygulamasındaki Yasaya aykırı olan uygulamalardan bahsetmiştik. Bir diğer yasal sorun ise sevk zinciri uygulamasıdır.
Sağlık hizmetlerinin finansmanında katılım payı uygulaması Genel Sağlık Sigortası (GSS)’nın tümüyle 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte tekrar tartışmaya açılmıştır. Özellikle ayaktan tedavide alınan muayene katılım payı uygulamasının yasaya aykırı bir şekilde, özel ve kamu sağlık kurumlarında farklı uygulanması tartışmanın boyutunu daha da genişletmiş durumdadır. Konu değişik yönleriyle tartışılarak, SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile uygulamaya başlanan muayene katılım payının yasal durumu hakkında değerlendirmede bulunulmaya çalışılacaktır.