Ülkemizde uzun yıllar GSMH içinde ortalama %3,5 paya sahip olan sağlık harcamaları, sağlık hizmetine ulaşımın önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik uygulanan politikalar sonucu, 2006 yılı itibariyle sadece kamu sağlık harcamaları için %5,3’e ulaşmıştır. (1) Toplam sağlık harcaması açısından ise bu oran % 7 civarında hesaplanmaktadır. Bu durum sağlık finansmanının sürdürülebilirliği ve kontrol mekanizmaları üzerindeki tartışmaları ve politika arayışlarını da gündeme getirmektedir.
Sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan fiyat tarifeleri, gerek finansman kurumları, gerekse hizmeti sunan kurumlar açısından hayati öneme sahiptir. Bu durum kuşkusuz sağlık hizmetini kendi gelirleri ile finanse eden bireyler açısından da geçerlidir. Fiyat tarifelerinin temel özelliği, hizmeti satın alan kişi ve kurumları önceden bilgilendirmesidir. Bu şekilde her iki taraf ödeyeceği veya tahsil edeceği bedelleri önceden bileceğinden, bizzat sağlık hizmetinin sunulması aşamasında fiyat nedeniyle çıkabilecek sorunlar asgariye indirilmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararı ışığında, GSS’nin bundan sonraki süreçte yaşama geçmesini engelleyecek ölçüde hukuksal engeller ve gerekçeler var mıdır? Bu yazımızda Anayasa Mahkemesinin GSS’ye ilişkin gerekçeli kararı ve bunun doğuracağı sonuçlar üzerinde durulacaktır.
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada giderek üzerinde daha fazla araştırılan ve uygulanan bir konu haline gelmiştir. Bu kapsamda GETAT uygulamalarının kamu finansman sistemleri tarafından geri ödeme kapsamına alınıp alınmayacağı ve geri ödeme kriterleri açısından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada geri ödeme açısından dünya ülkelerindeki örnekler incelenmekte ve uluslararası kuruluşlar tarafından ortaya konan stratejiler ve öneriler incelenmektedir. Aynı zamanda Türkiye’deki mevcut yapılanma, yasal alt yapı ortaya konulmaktadır. Son olarak, Türkiye’de GETAT uygulamalarının geri ödeme kapsamına alınıp alınmaması açısından bir analiz yapılmıştır.
Sağlık hizmetlerinin kapsamına, sunum mekanizmalarına ve finansmanına ilişkin hususlar; her ülkenin kendine özgü kuralları ile yürütülmektedir. Ancak giderek globalleşen dünyada mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı yanında, sağlık hizmetlerinin de dolaşımının önemi ve bunun finansmanı, giderek daha çok önem kazanan konular arasında yer almaktadır.
Bu çalışmada, sadece Türk vatandaşlarının sınırlarımızın ötesinde sağlık hizmetlerinden ne şekilde yararlanacağına ilişkin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri dikkate alınmış, yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’de sağlık hizmetinden yararlanma şekli, başka bir çalışmanın konusu yapılacaktır.
Anayasa Mahkemesi’ne açılan iptal davası nedeniyle son günlerde herhangi bir değişiklik yaşanmaz ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 1 Ekim 2008 tarihinde tümüyle yürürlüğe girecektir. Genel Sağlık Sigortası (GSS) açısından tüm toplumu eşit hak ve yükümlülükler çerçevesinde, kamu sağlık güvencesi içine alan yeni yapıda, doğumundan ölümüne kadar tüm bireyler bu güvence içinde sağlık hizmetlerine erişeceklerdir.
Kamuoyunda ‘Tam Gün Yasası’ olarak bilinen “Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” TBMM’de Sağlık Komisyonu’nda kabul edilerek Genel Kurul aşamasında geçmiştir. Tasarının hekimler dışında yardımcı sağlık personelini ve üniversitelerde tıp fakültesi dışında çalışan diğer tüm öğretim üyelerini kapsamasına rağmen, sadece hekimler tarafından tartışılması da sorunun temelinde yatan gerçek etmenlerin anlaşılması açısından önem arz etmektedir.
Genel Sağlık Sigortasının yürürlük tarihinin 2007 yılı içinde 2 defa ertelenmesinin ardından, üçüncü defa ertelenmesi tartışmaları başlamışken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından yasanın 15 Kasım’da TBMM’ye sunulacağı, Aralık başında da TBMM’de yasalaşacağı bilgisi verilmiştir.